İnceden Distopya, İNCELER

Saygın Tıp Merkezi Doğumlu Çalışanlar* Aranıyor!

*(İlgi ve deneyim tercih sebebi değildir.)

Spoiler içermeyen İnceden Distopya yazı serisinin ikinci içeriğiyle, Andrew Niccol’un biyoteknoloji distopyasının referans noktası haline getirdiği Gattaca(1997) filminden esinlenerek oluşturduğum içerikle yeniden karşındayım.

Bu yazıda seni;

  • Filmin mesajıyla bugünü bağdaştırarak oluşturduğum kurmaca hikayem,
  • Kurmaca hikayeden kıssadan hisselerim ve
  • Çıkarımlarımı içeren bir reçete bekliyor.

Hazırsan seni distopik kurguma davet etmek istiyorum!

Dünyanın beyaz yakalıları, takipleşin!

Okumaya devam et
Standart
Roman İncelemesi, İnceden Distopya

Kitapları Yok Etmek İçin Artık Fahrenheit 451’e İhtiyacımız Yok!

Spoiler içermeyen İnceden Distopya yazı serisinin ilk yazısında, Ray Bradbury’nin kültleşen klasiği Fahrenheit 451(1953) kitabından esinlenerek oluşturduğum içerikle karşındayım. Bu serinin beni bir önceki etimoloji serisinden daha fazla heyecanlandırıyor olmasının üç temel sebebi var. Öncelikle konu oldukça eğlenceli olduğu için hevesli bir içerik üreticisi tarafından hazırlanmış keyifli içerikler bulacaksın. Bu yazı serisinde distopik temalara sahip kitap, film ve dizilerden esinlenerek günümüz gerçekleri ile bağdaşan hibrit hikayeler oluşturup, bu kurmaca hikayelerden kıssadan hisse yapacağız. İkinci sebep distopya, etimoloji’nin niş bir kitlesine karşın daha geniş bir kitleye hitap ediyor. Konu yaratıcılığa daha açık ve hedef kitlesi daha büyük olduğu için kıssadan hisseler bölümünde çıkaracağım reçetelere katılman halinde onları birlikte geliştirebiliriz. Üstteki iki konudan bağımsız olarak beni en çok heyecanlandıran sebebi sona bıraktım… Bu yazı serisini seslendirip hazırlayacağım podcastlerle birlikte içeriklerimi ilk defa iki duyuna birden sunmuş olacağım. Podcastlerime Spotify, YouTube ve Soundcloud üzerinden erişebilirsin. (podcast hazır olunca hyperlink iliştireceğim)


Hazırsan yazının konusuna geçmeden önce seni kurmaca bir distopik hikayeye davet etmek istiyorum.

Okumaya devam et
Standart
Edebi İncelemeler, Yazar/Şair İncelemesi

Türkiye’nin Gorki’sine Selam Olsun! Bir Sabahattin Ali İncelemesi

Ölümünün 70.yılında kitaplarının telifi ile gündeme gelen Sabahattin Ali aslında kimdi diye arşivimden evladiyelik bir inceleme çıkarıp paylaşmak istedim. Sabahattin Ali’yi magazinsiz olarak tanımak isteyenler için faydalı olacağına inanıyorum. O halde buyrun… 

Sabahattin Ali Kimdir? 

Türk edebiyatının en önemli toplumcu gerçekçi yazarlarından biri olan Sabahattin Ali Şubat 1907’de Edirne Vilayeti’nin Gümülcine Sancağı’nda dünyaya gelmiştir. Piyade yüzbaşısı olan babasının görev yerinin sürekli değişmesinden ötürü ilköğretimini İstanbul, Çanakkale ve Edremit’in çeşitli okullarında tamamlayıp yatılı olarak Balıkesir Öğretmen Okuluna girer ve 1926 yılında İstanbul Öğretmen Okulundan mezun olur. Bir yıl Yozgat’ta öğretmenlik yapan Ali, milli eğitimin açtığı sınavı kazanarak Almanya’ya gitme şansı bulur. Almanya’da geçirdiği iki yılın ardından sonra yurda dönen yazar Anadolu’nun çeşitli şehirlerinde öğretmenlik yapmaya devam eder. Konya’da öğretmenlik yaparken arkadaş arasında Atatürk’ü yeren şiir söylediği iddasıyla gözaltına alınan Ali bir yıl hapise mahkum edilmiş ve ve cezasını çekmesi için Tarihi Sinop Cezaevine gönderilmiştir. Sinop cezaevi yılları Ali’nin şaire yönünün ortaya çıkması adına önemli bir dönüm noktasıdır.

‘’Başın öne eğilmesin,

Aldırma gönül aldırma

Ağladığım duyulmasın

Aldırma gönül, aldırma

(…)’’ Okumaya devam et

Standart
Öykü İncelemesi, Edebi İncelemeler, Yazar/Şair İncelemesi

Halide Edip’in Modern Türk Hanımları

Halide Edip Adıvar, 50’lerin modernleşen Türkiye’sini anlattığı Akile Hanım Sokağı adlı romanında batılılaşma kıskacındaki Türk toplumda kadınının yerini çeşitli karakterler vasıtasıyla ele almıştır. Gerek ilahi bakış açısı gerekse Nermin karakteri ağzından aktarılan üç farklı bölümde Türk kadını figürü farklı kültürel geçmişe sahip güçlü kadın karakterleri üzerinden okura sunulmaktadır. Okumaya devam et

Standart
Edebi İncelemeler, Yazar/Şair İncelemesi, Şiir İncelemesi

Behçet Necatigil Şiirinde Yaşam Evreleri

Türk şiirinde önemli yer tutan Behçet Necatigil, garip akımından etkilenerek başladığı şiir serüveninde şiir anlayışını zamanla halk, divan ve batı şiiri ile süsleyerek kendine has bir üslubu ile okurlarıyla buluşmuştur. Şairin şiirlerinde yalnızlık, evler, yaşam ve ölüm en çok üstünde durulan temalar olmakla beraber, benzer temaları içeren şiirlerinde şairin tekrara düşmemiş olması taktire şayan bir hadisedir. Yaşam ve ölüm temalarını içinde barındıran Dönme Dolap şiiri şairin sanat anlayışını sergilemek adına çeşitli ipuçları taşıdığından incelenmesi önem arz etmektedir. Okumaya devam et

Standart
Öykü İncelemesi, Edebi İncelemeler, Yazar/Şair İncelemesi

Haldun Taner Öykülerinde Mekan ve Karakter

Haldun Taner’in Seçme Hikayeler serisinden On İkiye Bir Var adlı hikayeler derlemesinde yazar hikayelerini üçüncü ağızdan aktarmak için seçtiği karakterleri farklı sınıfları bir araya getirebileceği mekanlardan seçerek toplumdaki yozlaşmayı onların gözlemleriyle okuyucuya aktarmıştır. Diğer edebi eserlerin de ana iletisi olabilecek içeriği farklı hale getiren yazarın anlatıma olan konumu belirlemiş olup, söz konusu toplumsal yozlaşma uzaktan bakılarak değil bizzat ormanın içine girilerek okuyucuya iletmiştir. Yazar bu aktarımı mümkün hale getirebilmek adına eleştiri oklarını üzerine doğrulttuğu toplumla iç içe olan karakterlerin kendilerine özgü diyalogları okuyucu üzerinde gerçekçilik hissinin arttırılmasıyla ana iletinin vurgusunun da artması amaçlanmıştır. Okumaya devam et

Standart
Öykü İncelemesi, Edebi İncelemeler, Roman İncelemesi, Yazar/Şair İncelemesi

Montaigne’de Özgür Düşünce Arayışı

Stefan Zweig’ın Nazi Almanya’sının ırkçı düşünce kıskacından kaçıp yerleştiği Brezilya’da ölümünün arefesinde yazdığı Montaigne adlı eserinde, biyografik tutumdan kaçarak edebiyatta deneme denince ilk akla gelen ve yazılarında yıllar yılı özgünlüğünü koruyan Montaigne’in iç dünyasını okurlara sunmuştur. Eser literatürde biyografik özellikleriyle tanınsa dahi Zweig ‘’Montaigne’in, biyografi denebilecek bir hayat hikayesi de yoktur.’’(Zweig 27) söylemi ile Montaigne’in biyografisinin yazımının mümkün olmadığını dile getirmektedir. Montaigne başkarakteri olduğu eserde doğrularıyla yanlışlarıyla fildişi kulesinde değil tıpkı bizler gibi gerçek dünyanın gerçek insanı olarak resmedilmektedir. Zweig’ı bu denemeyi kaleme almaya iten hiç şüphesiz Montaigne’de gördüğü ve kendi düşünceleriyle bağdaşan düşünce özgürlüğü fikridir.

Okumaya devam et

Standart