Film Önerileri

Film Önerisi: Deney(2001)

Zimbardo’nun Stanford hapishane deneyinden esinlenerek çekilen Das Experiment, insan doğasının korkunç taraflarını anlatan Alman yapımlı izlemeye değer distopya yapımları arasında. 4000 Mark katılım ödülüyle deneye gönüllü olan öğrencilerin yarısı konulan kurallara uymakla sorumlu mahkum, diğer yarısı ise mahkumların kurallara uyup uymadığını kontrol etmekle sorumlu gardiyan olarak ayrılır. Başlarda verilen basit talimatlar sorunsuz uygulanırken zamanla işler çığrından çıkar ve bizi insan doğasının en basit deney kurgusunda bile zorbalaşacağını gösteren bir kurguya evrilir. Fatih Akın filmlerinden de hatırlayacağınız Moritz Bleibtreu’nun müthiş oyuncuğuna da tanık olduğumuz film, gerilimi yükselten başarılı soundtrackleri beğenileri topluyor. 2002’de Türkiye’de vizyona giren film Türk seyircisinin takdirini toplayıp İstanbul Film Festival’inde seyirci özel ödülüne layık bulunuyor.

Standart
Film Önerileri

Film Önerisi: 400 Darbe(1959)

Fransız yeni dalga sinemasının ve ünlü yönetmen Truffaut’ın ilk uzun metraj filmi olan 400 Darbe, hayatı boyunca ailesi ve öğretmenleri tarafından ”istenmeyen çocuk” olmayı hisseden 14 yaşındaki Antoine’nın aykırılığını ve sisteme başkaldırısını anlatan bir başyapıt. Film ele avuca sığmaz Antoine ve arkadaşı Rene’nin şefkat ve ilgiden yoksun ailelerini, tek amacı otoriteyle boyun eğdirmeyi amaçlayan eğitim sistemini ve onları ıslah etmenin aksine iyice kriminalize eden bir çocuk infaz sistemini sertçe eleştiriyor. Öyle ki film bitince bir çocuğa karşı nasıl ebeveyn, öğretmen ve infaz görevlisi olunmazı.öğreniyorsunuz ki bu yönüyle pedagojik öğretilere sahip. Ayrıca hikayeyi takip ederken Fransızca’da benzer şekilde telaffuz edilen ”anne” ve ”deniz” kavramlarının simgesel olarak nasıl ilişkilendirildiğine dikkat etmenizi tavsiye ederim.

Standart
Film Önerileri

Film Tanıtımı: Mutlu Lazzaro(2018)

İnsan olsa yanağını sıkacağımız, içimizi ısıtan bir film olan Mutlu Lazzarro; köyde din destekli İtalyan feodalitesi, şehirde ise uyanık insanlar tarafından sömürülen bir grup cahil köylünün sefil hayatı üzerinden toplumsal sömürü sistemini ve dinin bu sömürü düzeni içindeki yerini cesurca anlatan bir sanat eseri. Cannes’da en iyi senaryo ödülü kazanan filmde anlatıyı, saf denecek kadar temiz kalpli ana kahraman Lazzaro’nun bir uçurumdan düşmesiyle ikiye ayırabiliriz. İlk bölümde tıpkı Türkiye’nin 50’lerinde olduğu gibi bir ağalık sisteminin altında maraba olarak çalışan bir ailenin ferdi olan Lazzarro’yu ve ailesinin içinde bulunduğu sefaletini tanıyoruz. Bağlı oldukları Markiz’in şımarık ve aykırı torununun ailesindeki bireylerle ve zorla suç ortağı yaptığı Lazzaro ile girdikleri diyaloglar bize feodal yapının dinamiklerini göz önüne çıkarıyor. İkinci parçada ise sömürülen köylülerin devlet eliyle köylerinden çıkarılıp şehire zorunlu göçlerine tanık oluyoruz. Okuma yazma bile bilmeyen bu köylülerin şehre göçü bir umdukları gibi mutluluk getirmediğini görüyoruz. Hikaye her ne kadar dramatik bir anlatıya sahip olsa da yer yer başvurulan durum komedisiyle yüzleri güldürmeyi başarıyor. Art house ve konvansiyonel sinema arasında kapan film hem estetik hem de içerik açısından sizi mutlu edeceğine eminim.

Standart