Film İncelemeleri, Sinema İncelemeleri, Yönetmen İncelemesi

Bir Başka NBC Klasiği: Ahlat Ağacı İncelemesi

Nuri Bilge Ceylan’ın Tarkovski’leşmeye bir adım daha yaklaştığı son filmi Ahlat Ağacı(2018) filmini erteleye erteleye nihayet 1 sene sonra ancak izleyebildim. Gençlik heyecanımla sıcağı sıcağına yorumlarımı yazmaktan kendimi alıkoyamadım. Bu yazıda detaylı bir film ve yazar incelemesi yapmaktan ziyade filmin bana ilk hissettirdiklerini paylaşacağım.

Tıpkı Sinan(Doğu Demirkol) gibi en sonda söylenmesi gerekeni en başta söylemiş olayım. Neredeyse şimdiye kadar kadar çektiği tüm kısa ve uzun metrajlı filmleri ile Cannes’da belki gereğinden fazla onure edilen NBC’nin, bariz teknik hatalar nedeniyle eleştirildiği bu filmine müthiş diyalogları sayesinde hayran kaldım. Birazdan okuyacağınız yazıda bu düşüncemin sebeplerinden bahsedeceğim.

Ahlat Ağacı, Türk film tarihinin açık ara en başarılı yönetmeni NBC’nin izleme şansına sahip olduğum 4.filmi oldu. Bir Zamanlar Anadolu’da(2011), 3 Maymun(2008) ve Kış Uykusu‘ndan(2014) farklı olarak bu filmde yönetmen görüntü konusunda mükemmeliyetçiliğinden ödün verip akış ve hikayeye odaklanmış gibi hissettim. Başka türlü dış ekran ışıklarının patlamasını ve renklerin bozulmasını açıklayamadım. Bu yönüyle bu film, yönetmenin sinematografik anlayışında bir dönüş filmi olabilir. Ya da başarısız görüntü yönetmenini veya SONY kadar iyi yönetemediği kamerasını değiştirerek bir sonraki filminde hem görüntü hem de hikaye akışı olarak mükemmel bir yapıtla karşılaşabiliriz. Çok heyecanlı olur. Sonra gelsin yıldızlı palmiye!

Hataların yanı sıra daha öncesinde izlediğim 3 filminde de NBC, kamera açılarına ve kadrajlara takıntı boyutunda özen gösterirken öte yandan da olaydan veya karakterlerden ziyade atmosferi ön plana çıkaran bir sanat anlayışı sergiliyordu. Evet diğer filmlerinde de replikler doğal ve çarpıcıydı ama senaryolarının akışı Ahlat’taki kadar hızlı ve eğlenceli değildi. Ahlat’ta içerik özellikle uzayan gerçekçi replikler izleyiciyi fazlasıyla doyuruyor.

Ahlat’ta daha önce izlediğim Kış Uykusu’na benzettiğim bir şey var ki o da senaryonun başrollerindeki taşta geçmişli entellektüel karakteri taşraya geri göndermesi ve kendi sanal gerçekliği içinde geriye döndüğü topluma sürekli sarkastik aforizmalar ile yüklenen karaktere hakikat sillesini vurup olgunlaştırması. Evet, Kış Uykusu’ndaki başrol Aydın bey (Haluk Bilginer) ve Ahlat Ağacı’ndaki başrol Sinan’ın(Doğu Demirkol) yaşadıkları bu yönüyle fazlasıyla benziyor. Her iki karakter de farklı sebepler için ayrıldıkları baba evlerine benzer bir şekilde fazla huysuz ve snop bir havayla geri dönüyor. Eleştirel dilleri öylesine radikal boyutta ki çevresindeki insanların hayatını fazlasıyla zorlaştırıyor. Sonunda değiştirebildikleri burun kıvırdığı çevresi değil, kendi idealleri oluyor. Senaryo akışında yedikleri silleler ile yaşadıkları olgulaşmadan sonra eleştirdikleri kişi veya kişiler gibi olduklarını fark ediyorlar.

Ahlat’a geri dönecek olursak (dikkat buradan sonrası fazlasıyla spoiler içeriyor olacak) filmin ilk yarısında Sinan’ın gözünden İdris’i(Murat Cemcir) tutkusunu, itibarını ve öz saygısını yitiren ve umarsızlığı ile ailesini zor durumda bırakan sorumsuz bir baba olarak tanıyoruz. Sinan her fırsatta babasını eleştirmekten ve birçok krizden onu sorumlu tutmaktan geri durmaz. Filmin ikinci yarısında, özellikle Sinan askerlikten döndükten sonra yediği silleler, örneğin hayalinin aksine basılı kitaplarının hiç satılmadığını, evde dip köşeye atılıp ve anne ve kardeşi tarafından okunmadığını öğrenmesi onu sarsar. Bu sarsıntı yalnızca radikal taşra entellektüeli Sinan’ı değiştirmez, aynı zamanda İdris’in gözümüzdeki imajını da revize eder. Sinan babasına yaklaşmaya başladıkça babasını ve oğluna olan ilgisini yeniden tanımaya başlarız. Kitabını okuyan tek kişi babasıdır. Sürekli dizi izleyen anne ve kardeşine kıyasla entellektüel birikimi ile ailede onu en iyi anlayan yine babasıdır. Nitekim film sonunda hayatı boyunca benzemekten en çok kaçmaya çalıştığı kişiye, babasına dönüşür. Bu noktada filmlerdeki kuyu metaforları Sinan’ın değişiminde bize ışık tutuyor. Tekrar izleme fırsatınız olursa bu sahneleri dikkatli izlemenizi öneriyorum. Bir sonraki yazıda buluşmak dileğiyle.

Standart

Kayıtsız kalma, yorumunu paylaş!

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.