Roman İncelemesi, İnceden Distopya

Kitapları Yok Etmek İçin Artık Fahrenheit 451’e İhtiyacımız Yok!

Spoiler içermeyen İnceden Distopya yazı serisinin ilk yazısında, Ray Bradbury’nin kültleşen klasiği Fahrenheit 451(1953) kitabından esinlenerek oluşturduğum içerikle karşındayım. Bu serinin beni bir önceki etimoloji serisinden daha fazla heyecanlandırıyor olmasının üç temel sebebi var. Öncelikle konu oldukça eğlenceli olduğu için hevesli bir içerik üreticisi tarafından hazırlanmış keyifli içerikler bulacaksın. Bu yazı serisinde distopik temalara sahip kitap, film ve dizilerden esinlenerek günümüz gerçekleri ile bağdaşan hibrit hikayeler oluşturup, bu kurmaca hikayelerden kıssadan hisse yapacağız. İkinci sebep distopya, etimoloji’nin niş bir kitlesine karşın daha geniş bir kitleye hitap ediyor. Konu yaratıcılığa daha açık ve hedef kitlesi daha büyük olduğu için kıssadan hisseler bölümünde çıkaracağım reçetelere katılman halinde onları birlikte geliştirebiliriz. Üstteki iki konudan bağımsız olarak beni en çok heyecanlandıran sebebi sona bıraktım… Bu yazı serisini seslendirip hazırlayacağım podcastlerle birlikte içeriklerimi ilk defa iki duyuna birden sunmuş olacağım. Podcastlerime Spotify, YouTube ve Soundcloud üzerinden erişebilirsin. (podcast hazır olunca hyperlink iliştireceğim)


Hazırsan yazının konusuna geçmeden önce seni kurmaca bir distopik hikayeye davet etmek istiyorum.


Silmek bir zevkti…


NOVERYA’da bir sabah uyandığında kindle’ındaki veya bilgisayarındaki tüm e-kitaplarının üstüne aldığın tüm notlarla birlikte yok olduğunu hayal et. E-kitaplara öylesine bel bağlamışsın ki evinde dekor namına bile tek bir basılı kitap yok. (Tesadüf bu ya, ülkendeki diğer aydınlar da seninle aynı durumda.) Geçici hizmet kesintisi sandığın bu kitlesel sansürün nedenini araştırmak için tarayıcının arama çubuğuna aklına ilk gelen arama motorunu yazdığında karşına ”451 nolu kanun kapsamında bu site ülkemizde yasaklandı, yerli ve milli arama motorumuza yönlendiriliyorsunuz…” yazısı çıkıyor. Bildiğin diğer tüm arama motorlarını deniyorsun ama nafile, hepsinde aynı bildiri tekrarlıyor. Biçare halde bu malum yerli ve milli arama motorunun yönlendirmesini beklediğinde karşına çıkan sayfada mevcut hükümetin propagandası olduğu aşikar üslupla yazılmış haberler ve bilgi metinlerine maruz kalıyorsun. Mesela ”Bir önceki Dünya Kupasını kim kazandı?” yazınca karşına NOVERYA çıkıyor, final maçı özetlerini izlemek istediğinde de bu sefer ”Önceki şampiyonlardan KALMANYA bizi kıskandığı için bu videonun ülkemizde yayınlanmasına izin vermiyor.” uyarısı çıkıyor. Times’ın tüm sayılarının kapaklarında NOVERYA liderinin farklı açılardan çekilmiş pozları ve tüm manşetlerinde ülkenin karşı konulamaz yükselişi konulu başlıklar var.


Hafiften bir serinlik geldi bana, sen de hissettin mi? Daha fazla üşümeden bu serin hikayeyi burada kesip, devamını senin hayal gücüne bırakıyorum ve konuya geliyorum 🙂


Dijitalleşen dünyada artan kitap basım maliyetlerinin ve geri dönüşüm duyarlılığının yanı sıra kindle gibi kullanıcı deneyimi harikası cihazlarla birlikte e-kitap, kitap kokusu romantiklerinin haricinde kitap okuyan kitlede her geçen gün daha fazla tercih ediliyor. E-kitabın faydaları ve kullanışlığı üzerine otursak yeni bir e-kitap yazarız ama şimdilik yukarıdaki distopik hikayenin gerçek olduğu dünyayı tahayyül edelim. Elf kulaklarımla ”imkansız!” dediğini duyar gibiyim fakat tıpkı bu yazı gibi her geçen gün çevrimiçi hale gelen kaynaklara erişimi kısıtlamak çok mu zor sence? Bu durum başımıza geldikten sonra muhtemelen çok geç olacak, bu nedenle sana bu noktaya gelmememiz için 3 maddelik neler yapılmalı reçetesi hazırladım;

  1. Sahip oldukları veri ve üstün veri işleme yetkinliği ile geleceğin dijital diktatörlüklere dönüşme potansiyeli taşıyan dijital devlere(Google, Amazon, Facebook,vb.) fazla güvenme. Fiziksel ve çevrimdışı yedekler bırak. Tıpkı senin gibi ben de her anımı sakladığım cihazın teknik arızası ve çalınması ihtimaline karşı bulutlara yedekliyorum ama silinirse veya sansürlenirse mahvolurum diyeceğin tüm fotoğraflarımız ve fikirlerimiz için mutlaka çevrimdışı kopyalarını da yaratmalıyız.
  2. Tahriklere kapılmadan ısrarla fikir özgürlüğünü savun ve aşırıya kaçan milliyetçilere prim verme. Düşünce karşıtlığı ve sansür geçmişin olduğu gibi günümüz dünyasının da su götürmez bir gerçeği. Liberal düşüncenin girdiği çıkmazdan faydalanarak yükselen faşizm dalgası ile başa gelen ve giderek otoriterleşen bazı liderler, sözüm meclisten dışarı, örneğin Fuşya Federasyonu lideri Foot-in, KBD lideri Kramp’ın medeniyetin beşiği sandığımız ülkelerinde gazetecilere ve muhalif medyaya uyguladığı baskıya henüz sansürleyemedikleri lokal medyamızdan şahit oluyoruz. Bu baskılar çoğu zaman dış mihrakların saldırılarına karşın kamu güvenliğinin gerekliliği kılıfı altında meşrulaştılıyor ve oy tabanlarından destek buluyor. Bir sabah uyandığında bu tarz eleştirel makalelerin silinmesini istemiyorsan bu sefer iç mihrakların gazına gelme, saygı duymasan bile azınlık düşüncelerin sesini duyurmasına saygı duy.
  3. Ray Bradbury’nin bu yazıya ilham kaynağı olan Fahrenheit 451 kitabını oku. Üstteki iki öneri haricinde muhtaç olduğun motivasyon, Montag’ın hikayesinde mevcut. Kitabı bu bakış açısıyla okuduğun zaman eminim bu yazıda verdiğim mesajları daha çok içselleştireceksin. Romanı okursan mutlaka bu yazıyla diyalektik yap ve görüşlerini bizle paylaş.

Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmemek için epey uğraştım ama bu yazıya bile tetiklenen olduysa reçetedeki ikinci maddeyi ağır doz tüketmesini tavsiye ediyorum.

Bu İnceden Distopya serisinin ilk yazısıydı. Beyaz yakalı olduğum için istikrarlı bir şekilde haftanın belli bir gününde yazı ekleyeceğim gibi tutulması güç bir söz vererek öz saygımı yitirmek veya güvenini boşa çıkarmak istemiyorum. Bu nedenle yazılar yayınlanır yayınlanmaz haberdar olmak istiyorsan sayfanın üstünden e-postan ile bloguma abone olabilirsin. Bu blogu hedef kitleye ulaştırabilmem için desteğin önemli, buraya kadar sabırla okuduysan muhtemelen içeriği beğendin bence, içeriği geliştirmem için yorumlarını yapmayı veya arkadaşlarınla paylaşmayı ihmal etme 🙂


Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle kendine iyi davran.

Standart

Kitapları Yok Etmek İçin Artık Fahrenheit 451’e İhtiyacımız Yok!” üzerine 2 yorum

  1. Anonim dedi ki:

    Süper içerik, az ve öz yazım dili. Kafana sağlık, yine çok güzel kotarmışsın. Belki de Fahrenheit 451 kitabını okumadığım için verilen tavsiyelerin ne kadar kapsamlı birer başlık olduklarını düşünerek; bu şekilde, “su içmeyi ihmal etme” dermiş gibi, sunulmasını kafamda oturtamadım. Sanırım bu başlıklar podcast ile daha da derinleşecektir. Ben de bir beyaz yakalı olarak söz verip tutmayarak kendime olan öz saygımı zedelemek istemem ancak kitabı okumalıyım belki de. Distopya dediğin gibi çok verimli bir kavram. Kitap, günümüzdeki senaryo ve reçete arasındaki geçişler çok keyifliydi ve atikti. Devamını bekliyoruz.

    Beğen

Kayıtsız kalma, yorumunu paylaş!

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.